“Neden Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Alanını Seçtik?”

Eki 16

Üniversitemiz Fen Edebiyat Fakültesi’nin düzenlediği “Popüler Bilim seminerleri”nin birincisinde Fakülte Dekanı Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş “Düzce Üniversitesi Neden Geleneksel Tıpta Uzmanlaşıyor” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.

Fen Edebiyat Fakültesi Kutadgu Bilig Konferans Salonu’da gerçekleştirilen seminere; Fakültemiz Dekanı Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş, Dekan Yardımcıları Dr. Öğr. Üyesi Aysun Aydın ve Emrah Evren Kara, bölüm başkanları, öğretim elemanlarımız ve öğrencilerimiz katıldı.

Programın açılış konuşmasını ve sunumunu gerçekleştiren Fakültemiz Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Aysun Aydın, bu tür seminerlerin akademik yıl boyunca devam edeceğini belirterek, seminerlerde emeği geçenlere ve katılımcılara teşekkür etti.

Üniversitemiz Fen Edebiyat Fakültemiz Dekanı aynı zamanda AR-GE ve İhtisaslaşmadan Sorumlu Rektör Danışmanı Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş, Üniversitemizin Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma kapsamında yürüttüğü ve en önemli projelerden bir tanesi olan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp alanında neden yer aldığını anlatarak yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Sunumunu gerçekleştirmek için kürsüye davet edilen Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş, İhtisaslaşmanın önemine değinerek, otuz yıl öncesine göre daha acımasız bir yarışın içerisine girildiğini, ekonomik gücü olmayan ülkelerin bölgelerinde ve dünyada söz sahibi olamayacaklarını ifade etti.

Üniversitemizin ihtisaslaşma süreçlerini anlatarak, sağlık ve çevre alanında yapılan çalışmaları katılımcılarla paylaşan Prof. Dr. Uğraş, İnsanların zaaflarını kullanan, merdiven altı üretimler gerçekleştiren ticari ahlakı olmayan kişilerin ihtiyaç sahiplerine verecekleri maddi manevi zararları önlemek amacıyla Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp alanında, bilim üreten kurumların olması gerektiğini vurguladı. Üniversitemiz bünyesinde hizmete açılan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi’nde ürün analizi ve sonuç değerlendirmeleri yapılarak, hangi ürünlerin, hangi rahatsızlıklara iyi geldiği belirlendikten sonra insanların hizmetine sunulduğunu vurgulayan Uğraş, bazı piyasa firmalarının sattıkları birçok ürünün doğal olmadığını ve ürünlerin içerisinde sentetik karışımın olduğunu söyledi.

Laboratuvarlarda analizi ve değerlendirmeleri yapılmayan ürünlerin kullanıcılarda telafisi olmayan rahatsızlıklara yol açabileceğini vurgulayan öğretim üyemiz, Sağlık Bakanlığı’nın onaylamadığı hiçbir ilacın kullanılmaması gerektiğinin altını çizdi. Uzakdoğu ve bazı Avrupa ülkelerinin de Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp alanında önemli çalışmalar yürüttüğünü söyleyen Prof. Dr. Uğraş, ülkemizin bitki çeşitliliğine bakınca Avrupa ülkelerinden çok daha zengin olduğunu ve yüzlerce ilacın hammaddesini oluşturabileceğini ifade etti.

Sağlık Bakanlığı’nın Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği’nin 2014 yılında yayımlayarak yürürlüğe girdiğini söyleyen Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş, Üniversitemiz bünyesindeki Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin, hem halkımızın bu hizmetleri, uygun olmayan şartlarda üretim yapan ve ehil olmayan kişilerden almasının önüne geçeceğini, hem de bu hizmetlerin ve yöntemlerin bilimsel olarak araştırılmasına ve kanıt düzeyinin ortaya konmasına katkıda bulunacağını vurguladı.

Bölgemizde ve şehrimizde Üniversitemiz öncülüğünde yürütülen ihtisaslaşma çalışmalarına da değinen Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş, birçok ilaç firmaları ile görüşerek iş birliği protokolleri imzalandığını ve bu protokollerle tarımla uğraşan bölge halkına katma değeri yüksek ürünler üretme fırsatı sağladığını ifade etti.

Üniversitemiz bünyesinde hizmete açılan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi’nde yürütülen poliklinik hizmetlerine de değinen Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı ve AR-GE ve İhtisaslaşmadan Sorumlu Rektör Danışmanı Prof. Dr. Halil İbrahim Uğraş, merkezimizde; Akupunktur, Hirudoterapi, Kupa uygulaması, Ozon tedavisi, Mezoterapi, Fitoterapi, Apiterapi ve Müzikoterapi uygulamalarının yapıldığını söyledi. Katılımcılardan gelen soruları da yanıtlayan Prof. Dr. Uğraş seminerde emeği geçenlere ve katılımcılara teşekkür ederek sunumunu sonlandırdı.

Seminer sonunda bir üst kadrolara ataması gerçekleştirilen öğretim üyelerine cübbe giyimi gerçekleştirildi.